Hikayelerle Büyümek: Markanızı Unutulmaz Kılacak 10 Anlatı Tekniği

Bir düşünün: Size birinin anlattığı en son hikayeyi hatırlıyor musunuz? Peki en son gördüğünüz reklamı? Büyük ihtimalle hikayeyi hatırlıyorsunuzdur, reklamı unutmuşsunuzdur. Çünkü insan beyni, hikayelere bayılır. Hikayelerle düşünür, hikayelerle hatırlar, hikayelerle bağ kurar. İşte bu yüzden, markanızı unutulmaz kılmanın en güçlü yolu hikaye anlatmaktır (storytelling). Gelin bugün, markanızı unutulmaz kılacak

Minimalist Pazarlama: Azla Çok Şey Anlatmanın Sırları (Apple'dan İlhamla)

Bir düşünün: Son bir saat içinde kaç reklam gördünüz? Kaç banner, kaç video, kaç post, kaç e-posta? Yüzlerce belki de. Peki kaçını hatırlıyorsunuz? Belki bir iki tane. Çünkü beynimiz, bu kadar çok uyarana maruz kaldığında bir savunma mekanizması geliştiriyor: Filtreleme. Gördüklerimizin %99'unu bilinçli olarak fark etmiyoruz bile. İşte

Satın Al, Hisset! Nöropazarlama ile Beynimizi Nasıl Kandırıyorlar?

Bir düşünün: Geçen hafta bir şey satın aldınız. Neden aldınız? Gerçekten ihtiyacınız olduğu için mi? Yoksa bir anda "Bunu almalıyım!" diye içinizden bir ses geldiği için mi? Eğer cevabınız ikinci şıksa, tebrikler! Siz de nöropazarlamanın kurbanlarından birisiniz. (Ya da şanslısınız, nasıl baktığınıza bağlı.) Nöropazarlama, beynimizin satın alma kararlarını

Pazarlama Bir Aşk Hikayesidir: Müşteriyle Duygusal Bağ Kurmanın 7 Yolu

Bir düşünün: En sevdiğiniz marka hangisi? Neden onu seviyorsunuz? * Fiyatı uygun olduğu için mi? * Ürünleri kaliteli olduğu için mi? * Yoksa size kendinizi özel hissettirdiği için mi? Muhtemelen cevap üçüncü şık. Çünkü insanlar mantıklı değil, duygusal varlıklardır. Bir markayı sırf fiyatı ucuz diye sevmeyiz. Onu sevmek için bir nedene değil, bir

İletişim Karnesi – Kendi İletişim Stilini Değerlendir

Bir haftayı geride bıraktık. 6 gün boyunca iletişimin farklı boyutlarını konuştuk. Kimi zaman güldük, kimi zaman düşündük, kimi zaman da "Aa ben bunu yapıyorum" diye utandık. Ama şimdi geldik en önemli güne: Kendimizi değerlendirme günü. Çünkü farkındalık olmadan değişim olmaz. Neyi iyi yaptığını, neyi kötü yaptığını bilmezsen, gelişemezsin.

Dijital İletişimin Altın Kuralları: E-posta, Mesaj ve Sosyal Medyada Nezaket Nasıl Korunur?

Bir düşünün: İnsanlık tarihinin en büyük icatlarından biri olan internet, bize muhteşem bir iletişim imkanı sundu. Artık dünyanın öbür ucundaki biriyle anında mesajlaşabiliyor, görüntülü konuşabiliyor, hatta birlikte film izleyebiliyoruz. Harika, değil mi? Peki neden hâlâ bir e-posta yüzünden küslükler yaşıyoruz? Neden bir WhatsApp mesajı yanlış anlaşılınca günlerce konuşmuyoruz? Neden sosyal

Sessizliğin Gücü: İletişimde Ara Vermenin ve Dinlemenin Sanatı

Şu cümleyi kaç kez duydunuz: "Çok iyi bir iletişimciyim, çok güzel konuşurum." Peki hiç "Çok iyi bir iletişimciyim, çok iyi dinlerim" diyen birini duydunuz mu? Muhtemelen hayır. Çünkü hepimiz konuşmayı seviyoruz. Dinlemek ise... Eh, biraz sıkıcı geliyor çoğumuza. Oysa iletişimin en güçlü silahı, sessizlik ve dinlemektir.

Empati Yapmak Neden Bu Kadar Zor? Pazarlamacılar ve İnsanlar İçin Duygusal Zeka Rehberi

Bir düşünün: En son ne zaman birinin yerine gerçekten kendinizi koydunuz? Sadece "Aa çok üzüldüm, geçmiş olsun" değil. Gerçekten onun gibi hissettiniz mi? Onun ayakkabılarıyla bir gün geçirdiniz mi? Onun gözlerinden dünyaya baktınız mı? Eğer cevabınız "evet"se, tebrikler! Siz empati yapabilen şanslı azınlıktansınız. Çünkü empati,

Beden Dilin Sana İhanet Ediyor: İş ve Özel Hayatta Farkında Olmadan Yaptığın 5 Kritik Hata

Düşünsene: Bir iş görüşmesindesin. Ağzından mükemmel cümleler dökülüyor. Kariyer hedeflerinden bahsediyorsun, şirkete nasıl katkı sağlayacağını anlatıyorsun, hatta espri bile yapıyorsun. Her şey harika gidiyor. Ama sonra o meşhur cümle geliyor: "Size döneceğiz." Ve bir daha dönmüyorlar. Peki sorun ne? Sorun, ağzından çıkanlarda değil. Sorun, vücudunun söylediklerinde. Çünkü bilim

Neden Bazı İnsanlarla Konuşmak Yorgunluk Gibi? İletişimde Enerji Emiciler ve Kurtulma Taktikleri

Hiç şu deneyimi yaşadın mı? Bir arkadaşınla kahve içmeye gidiyorsun. 45 dakika sonra kahveden aldığın enerji sıfırlanmış, üstüne bir de yorgunluk çökmüş bir şekilde oradan ayrılıyorsun. Sanki bir vampir gelmiş, senin kanını değil ama hayat enerjini emip gitmiş. Ya da şu: İş yerinde bir çalışma arkadaşın var. Koridorda onu görünce

Merhaba, Ben Senin Dikkatin! – Dijital Çağda İletişimin Kısa ve Eğlenceli Tarihi

Bir sabah uyandınız. Telefonunuzu elinize aldınız. Bildirimler size "Günaydın!" diyor. Aslında "Günaydın" değil, "Beni izle, beni tıkla, beni unutma!" diyorlar. Peki farkında mısınız? Siz uyanır uyanmaz en kıymetli hazineniz çalınmaya başlıyor: Dikkatiniz. Dikkat dediğimiz şey, aslında modern dünyanın en değerli para birimi. Altın değil,

Pazarlamacı Kılığına Girmiş Bir Filozof Gibi: Dijital Çağda İnsan, İletişim ve Kaybolan Hayatlar

Bir düşünün: Sabah gözünüzü açıyorsunuz. Telefonunuzu elinize alıyorsunuz. Daha uykulu gözlerle ekrana bakarken, bir marka size "Günaydın, bugün kendini şımart!" diyor. Aslında size "Günaydın" değil, "Paramı ver" diyor ama o kadar güzel ambalajlıyor ki bunu, içiniz cız ediyor. İşte geldik ilk durağa: Pazarlama ve