Neden İstediğimiz Şeyleri Ertelemeye Devam Ediyoruz?

ertelemeyi bir düşman olarak görmeyi bırakın. O sadece zihninizin sizi 'hata yapma ihtimali olan' durumlardan korumaya çalışan eski bir koruması.

Neden İstediğimiz Şeyleri Ertelemeye Devam Ediyoruz?
Share

Geçenlerde bir arkadaşım, aylardır üzerinde çalıştığını söylediği o büyük proje için neden hâlâ ilk adımı atmadığını anlatıyordu. Kendini 'tembel' olarak etiketlemişti, suçluluk duygusu içinde kıvranıyordu. Oysa onu tanıyan herkes, onun disiplinli ve çalışkan biri olduğunu bilir. Peki, ne oluyordu da zekası ve potansiyeli yüksek bir insan, kendi kendine bu kadar görünmez bir duvara çarpıyordu? Aslında arkadaşımın yaşadığı şey bir karakter kusuru değil, beynimizin binlerce yıldır geliştirdiği hayatta kalma mekanizmalarından biri olan 'karar verme felci' ve duygusal düzenleme sürecindeki bir kısa devreydi.

Bizler, evrimsel süreçte belirsizliğin olduğu her yerden kaçınmak üzere programlandık. Atalarımız için çalılıkların arkasından gelen hışırtı bir tehditti ve o an karar vermek yerine 'donup kalmak' bazen hayatta kalmalarını sağlıyordu. Bugün ise çalılıkların yerini teslim tarihleri, zorlu e-postalar veya hayatımızı değiştirecek o önemli kararlar aldı. Beynimiz, o işi yaparken hissedeceğimiz potansiyel stresi veya sonucun başarısızlık ihtimalini, fiziksel bir yırtıcı kadar gerçek bir tehlike olarak kodluyor. Yani erteleme, aslında bir zaman yönetimi sorunu değil, tam olarak bir duygu yönetimi sorunudur.

Gerçek hayattan bir örnek verelim: Birçoğumuz, çok önemli bir iş görüşmesine gitmeden önce ya da bir iş kurmaya karar verdiğimizde, aniden evi temizleme ihtiyacı duyarız. Mutfak çekmecelerini düzenlemek, e-postaları temizlemek veya saatlerce gereksiz bir araştırma yapmak... Buna 'üretken erteleme' diyoruz. Kendimizi meşgul ederek, asıl yapmamız gereken o 'büyük ve korkutucu' işten kaçıyoruz. Çünkü asıl iş, statümüzü veya özsaygımızı riske atıyor. Başarısız olma ihtimalimiz, hiçbir şey yapmama konforumuzdan daha ürkütücü geliyor.

Peki, bu döngüyü nasıl kıracağız? Modern hayatın bize dayattığı 'sürekli mükemmel olma' baskısı, üzerimizdeki erteleme yükünü daha da artırıyor. Bir şeyi mükemmel yapamayacağımızı bildiğimizde, onu hiç yapmamayı tercih ediyoruz. Psikolojide buna 'mükemmeliyetçi felç' denir. Oysa bir işi en iyi şekilde değil, sadece 'yapılabilir' bir şekilde ele almak, o görünmez duvarı yıkmanın ilk yolu.

Karar verme psikolojisi bize şunu öğretiyor: İradeniz sınırlı bir kaynak. Sabah uyandığınız andan itibaren aldığınız her karar, iradenizden bir parça koparıyor. Akşama doğru 'erteleme' isteğinizin artması tesadüf değil. Bu yüzden, zor kararları günün erken saatlerine veya zihninizin en berrak olduğu anlara saklamak, beyninizin savunma mekanizmalarını devre dışı bırakmanın pratik bir yoludur.

Sonuç olarak, ertelemeyi bir düşman olarak görmeyi bırakın. O sadece zihninizin sizi 'hata yapma ihtimali olan' durumlardan korumaya çalışan eski bir koruması. Sizin yapmanız gereken, bu korumaya teşekkür edip onu nazikçe kenara itmek. Kendinize şu soruyu sorun: 'Bu işin bittiğini hayal ettiğimde hissedeceğim o hafifleme, şu an hissettiğim o belirsiz korkudan daha değerli mi?' Eğer cevabınız evet ise, sadece ilk 5 dakikayı kurtarmaya odaklanın. Gerisi, beyninizin o 'eylem modu'na geçmesiyle kendiliğinden gelecektir.

Bu Konuda Daha Fazlası

İkna Sanatında Zayıflığı Silaha Dönüştürmek

İletişimde İtiraf, Bir Silah Mıdır?

İtirazların Arkasındaki Gerçek Hikâyeyi Okumak

Sadakatsiz Müşteriler ve Görünmez İhanet: Satışın Ötesinde Bir Bağ Kurmak Mümkün mü?

Sessizliğin Gücü: Neden İnsanlar Konuştukça Değil, Sustukça Etki Yaratır?

Görünmeyen Borçlar: İlişkilerde ve Satışta Neden Kredi Tüketiyoruz?