Bu röportaj serisinde, farklı mesleklerden, farklı yaşlardan, farklı hayat hikayeleri olan insanlarla konuşuyoruz. Onların yaşadıklarını, öğrendiklerini, hissettiklerini paylaşıyoruz. Çünkü her insan, bir hikaye. Ve her hikaye, bir ders.
🎤 Röportajın Konuğu: Fatma Yılmaz
Fatma Yılmaz kimdir? 50 yaşında, 3 çocuk annesi, 2 torun sahibi. Hayatı boyunca ev hanımı olarak çalıştı. 45 yaşında liseyi dışarıdan bitirdi. 48 yaşında üniversite sınavına girdi. 50 yaşında üniversiteye başladı. Şimdi Sosyoloji bölümünde 2. sınıf öğrencisi. "Hiçbir şey için geç değil" diyenlerin yaşayan örneği.
Ahmet: Fatma teyze, hoş geldin. Önce sizi tanıyalım. 50 yaşında üniversiteye başlama fikri nasıl doğdu?
Fatma: Hoş buldum Ahmet evladım. Bu fikir aslında çok eski bir fikir. Ben gençken okumak isterdim ama imkanımız yoktu. Köyde büyüdüm, 5 kardeştik. O zamanlar kız çocukları okutulmazdı pek. İlkokuldan sonra okula devam edemedim.
Evlendim, çocuklarım oldu, torunlarım oldu. Ama içimde hep bir ukde kaldı. "Keşke okusaydım" derdim hep. Bir gün torunum bana "Anneanne, sen hiç okula gitmedin mi?" dedi. O soru çok dokundu bana. "Gittim ama bitiremedim" dedim. Torunum "Keşke bitirseydin, benimle aynı okula giderdik" dedi.
O gece uyuyamadım. Düşündüm, taşındım. Sabah kalktım, eşime "Ben okumak istiyorum" dedim. Eşim şaşırdı, "Ne okuyacaksın?" dedi. "Liseyi bitireceğim, sonra üniversiteye gideceğim" dedim. Gülümsedi, "Sen bilirsin" dedi.
45 yaşında liseyi dışarıdan bitirdim. 48 yaşında üniversite sınavına girdim. 50 yaşında üniversiteye başladım. Şimdi 52 yaşındayım, 2. sınıfım.
Ahmet: 45 yaşında liseye başlamak nasıl bir duyguydu? Zorluklar yaşadınız mı?
Fatma: Çok zor oldu. 45 yaşında, 3 çocuk annesi, bir ev hanımı... Evin işleri, çocuklar, torunlar... Ders çalışacak vakit bulmak çok zordu. Her akşam herkes uyuduktan sonra oturup ders çalışıyordum. Bazen sabaha kadar kitap okuduğum oldu.
Bir de "Ne işin var senin okumakla?" diyenler oldu. "Yaşın geçmiş", "Boş ver", "Torunlarına bak" diyenler... Ama ben dinlemedim. İçimdeki o ukdeyi gidermek istiyordum.
En büyük desteğim eşim ve çocuklarım oldu. Eşim "Sen oku, ev işlerini ben hallederim" dedi. Çocuklarım torunlara baktı. Onlar olmasa, ben bunu başaramazdım.
Ahmet: Peki üniversite sınavına hazırlanmak? 48 yaşında bir anne, torun sahibi, nasıl hazırlandı?
Fatma: Çok çalıştım. Her gün 4-5 saat ders çalıştım. Matematik benim için çok zordu. Gençlere "Bu soruyu bana anlatır mısın?" diye sordum. Utandım biraz, ama öğrenmek için utanmamak gerek.
İnternetten videolar izledim, kitaplar aldım, soru çözdüm. Bazen sabahlara kadar çalıştım. Gözlerim bozuldu, gözlük takmaya başladım. Ama pes etmedim.
Sınav sonucu açıklandığında, kazandığımı öğrendim. O an nasıl anlatayım... Ağladım. 50 yıllık bir hayalin gerçek olduğunu görmek... Tarif edemem.
Ahmet: Üniversiteye başladığınız ilk günü hatırlıyor musunuz? Neler hissettiniz?
Fatma: İlk günü hiç unutmam. Kapıdan girdim, herkes genç, herkes heyecanlı... Ben de heyecanlıyım ama bir de utanıyorum. "Ne işim var burada" diye düşündüm.
Ama çok şaşırdım. Gençler bana çok iyi davrandı. Hocam "Hoş geldin Fatma teyze" dedi. Sınıf arkadaşlarım "Siz bize anne olursunuz" dedi. O an anladım ki, yaş sadece bir sayı. Önemli olan istek, azim, inanç.
Şimdi 2. sınıfım, sınıfın en yaşlısıyım. Ama en çok soru soran da benim. Çünkü öğrenmek için geç kalmış gibi hissediyorum, her şeyi öğrenmek istiyorum.
Ahmet: Sınıf arkadaşlarınızla aranız nasıl? Sizi nasıl karşıladılar?
Fatma: Çok iyiler, Allah hepsinden razı olsun. Beni "Fatma teyze" diye çağırıyorlar. Ders çalışırken yardım ediyorlar, notlarını paylaşıyorlar. Bazen "Fatma teyze, bize yemek yapar mısın?" diyorlar, götürüyorum.
Onlarla birlikte olmak bana çok iyi geliyor. Onların enerjisi, heyecanı, umudu... İnsana hayat veriyor. Bazen ders çıkışı kahve içiyoruz, sohbet ediyoruz. Onlar benim ikinci çocuklarım gibi oldu.
Onlara hep şunu söylüyorum: "Siz benim torunum yaşında olabilirsiniz ama ben sizden çok şey öğreniyorum."
Ahmet: Bu süreçte en büyük zorluğunuz ne oldu?
Fatma: En büyük zorluğum, kendime inanmaktı. Çünkü etraftan hep "Yaşın geçmiş", "Yapamazsın", "Boş ver" diyenler oldu. Zaman zaman ben de "Acaba gerçekten yapamayacak mıyım?" diye düşündüm.
Ama sonra kendi kendime dedim ki: "Denemezsen hiçbir zaman bilemezsin. Dene, gör. Olmazsa en azından denedim dersin."
Bir de teknoloji çok zorladı. Bilgisayar kullanmayı bilmiyordum, ödevleri yapamıyordum. Torunum bana bilgisayar öğretti. Şimdi PowerPoint sunumu yapıyorum, Word'de yazı yazıyorum, internetten araştırma yapıyorum. Hiçbir şey için geç değil.
Ahmet: Peki bu süreçte en büyük mutluluğunuz ne oldu?
Fatma: En büyük mutluluğum, bir sınavdan 100 aldığımda oldu. 50 yaşında, torun sahibi bir nine, üniversitede 100 almak... O gün ağladım, eşime "Bak, 100 aldım" dedim. Eşim "Kızım sen neler başarıyorsun" dedi, sarıldı.
İkinci mutluluğum, torunumun "Anneanne, ben de senin gibi üniversiteye gideceğim" demesi. Belki ona örnek olabiliyorsam, ne mutlu bana.
Ahmet: Hayat size neler öğretti? Bu yaşınızda geriye dönüp baktığınızda neler söylersiniz?
Fatma: Hayat bana çok şey öğretti. Şimdi geriye dönüp bakıyorum da:
1. Hiçbir şey için geç değil. 45 yaşında liseye başladım, 50 yaşında üniversiteye. Yaş sadece bir sayı. Önemli olan istek, azim, inanç.
2. Pes etmeyeceksin. Zorluklar olacak, engeller olacak, "Yapamazsın" diyenler olacak. Ama pes etmezsen, bir gün başarırsın.
3. Öğrenmenin yaşı yok. Ben 50 yaşında bilgisayar öğrendim, PowerPoint sunumu yapmayı öğrendim, matematik öğrendim. İnsan öğrendikçe gençleşiyor.
4. İnsanlar sana inandığında, her şey daha kolay. Eşim inanmasaydı, çocuklarım destek olmasaydı, ben bunu başaramazdım. Sevdiklerinizin desteği çok önemli.
5. Asla vazgeçme. Hayalin varsa peşinden git. Ne kadar zor olursa olsun, ne kadar uzun sürerse sürsün. Bir gün hayalin gerçek olacak.
Ahmet: Bu röportajı okuyanlara bir mesajınız var mı?
Fatma: Var evladım. Benim gibi hayalleri olan, ama "Yaşım geçti, yapamam" diye düşünen herkese sesleniyorum:
Yaşınız kaç olursa olsun, hayallerinizden vazgeçmeyin. Ben 50 yaşında başardım. Siz daha gençsiniz, daha çok gücünüz var.
Kendinize inanın. İnanmazsanız, kimse inanmaz. Önce siz inanacaksınız, sonra her şey gelecek.
Küçük adımlarla başlayın. Her gün biraz, her gün biraz. Birikir, büyür, hayaliniz olur.
Destek isteyin. Yalnız yapmaya çalışmayın. Sevdiklerinizden destek isteyin, birlikte başarın.
Ve unutmayın: Hiçbir şey için geç değil. 45'te lise, 50'de üniversite... Daha neler neler. Siz de yapabilirsiniz. Yeter ki isteyin, yeter ki başlayın.
Ahmet: Gelecek hedefleriniz neler? Üniversite bittikten sonra ne yapacaksınız?
Fatma: Üniversite bittikten sonra yüksek lisans yapmak istiyorum. Evet, 50 yaşında başladım, 54'te bitireceğim, sonra yüksek lisansa başlayacağım.
Bir de kitap yazmak istiyorum. Kendi hikayemi, yaşadıklarımı, öğrendiklerimi yazmak istiyorum. Belki benim hikayem, başkalarına ilham olur. "Ben de yapabilirim" dedirtir.
Ve torunlarıma örnek olmak istiyorum. Onlar büyüdüğünde, "Anneannem 50 yaşında üniversiteye başlamış" desinler. Belki onlar da hayallerinin peşinden gitsinler.
🌟 Röportajdan Çıkarımlar
Fatma teyzenin hikayesinden öğrendiklerimiz:
- Hiçbir şey için geç değil. Yaş sadece bir sayı. Hayallerin peşinden gitmek için her zaman vakit var.
- Pes etmek yok. Zorluklar olacak, engeller olacak. Ama pes etmezsen, bir gün başarırsın.
- Öğrenmenin yaşı yok. İnsan öğrendikçe gençleşir, gelişir, büyür.
- Destek çok önemli. Sevdiklerinin desteği olmadan, hiçbir başarı kolay gelmez.
- Kendine inan. İnanmazsan, kimse inanmaz. Önce kendine inanacaksın.
- Küçük adımlar büyük başarılar getirir. Her gün biraz, her gün biraz... Birikir, hayalin olur.
Not: Bu röportaj serisinde bir sonraki konuğumuz kim olsun? Farklı mesleklerden, farklı yaşlardan, farklı hayat hikayeleri olan insanlar... Yorumlara yaz, birlikte karar verelim! 💬
Dipnot: Fatma teyzeye bu samimi paylaşımları için teşekkür ederiz. Onun hikayesi, belki de şu an "Yaşım geçti" diye düşünen birçok kişiye ilham olacak. Hiçbir şey için geç değil. 🌟
Bonus: Röportajdan Altın Sözler
- "Yaş sadece bir sayı. Önemli olan istek, azim, inanç."
- "Öğrenmenin yaşı yok. İnsan öğrendikçe gençleşiyor."
- "Denemezsen hiçbir zaman bilemezsin. Dene, gör."
- "Kendine inanmazsan, kimse inanmaz."
- "Hiçbir şey için geç değil."
- "Küçük adımlarla başlayın, her gün biraz. Birikir, büyür, hayaliniz olur."
- "Yaşınız kaç olursa olsun, hayallerinizden vazgeçmeyin."
Bu sözleri duvarına as, zor gününde oku, ilham al. 📜
İletişim ve pazarlama konusunda kendini geliştirmek istersen beni takip et lütfen!