Girişimcilerle Röportajlar – 2 Kere Başarısız Oldum, 3.de Kazandım: Bir Girişimcinin Öyküsü

Girişimcilerle Röportajlar – 2 Kere Başarısız Oldum, 3.de Kazandım: Bir Girişimcinin Öyküsü
Share

Bu röportaj serisinde, kendi işini kuran, hayallerinin peşinden giden, zorluklarla mücadele eden ve başarıya ulaşan girişimcilerin hikayelerini paylaşıyoruz. Onların inişli çıkışlı yolculuklarından ilham almak, öğrenmek ve belki de kendi girişimcilik hikayenize ışık tutmak için...

🎤 Röportajın Konuğu: Ali Kaya

Ali Kaya kimdir? 35 yaşında, 3 girişim deneyimi var. İlk iki girişimi başarısız oldu. Üçüncü girişimi olan organik kahve markası "Kaya Coffee" ile 5 yılda 20 mağazaya ulaştı, yurt dışına ihracat yapıyor. Eski bir bankacı. Evli, 1 çocuk babası. Kendi deyimiyle "deli cesareti" ile yola çıkan sıradan bir adamın sıradan olmayan hikayesi.

Ahmet: Ali, hoş geldin. Önce seni tanıyalım. Bankacılıktan kahve girişimciliğine nasıl geçtin?

Ali: Hoş buldum Ahmet. Aslında hikaye şöyle başladı: 10 yıl boyunca bankacılık yaptım. İyi maaş alıyordum, kariyerim iyi gidiyordu. Ama her sabah aynı saatte uyanıp, aynı trafiğe girip, aynı masada oturup, aynı işleri yapmak... Canımı sıkıyordu.

Bir gün, patronumla tartıştım. Çok değil, küçük bir şeydi. Ama o gün anladım ki, başkasının hayatını yaşıyorum. Başkasının kurallarıyla, başkasının saatleriyle, başkasının kararlarıyla...

O gece eşime "İstifa edeceğim, kendi işimi kuracağım" dedim. Eşim "Deli misin sen?" dedi. Haklıydı aslında. Evimiz vardı, arabamız vardı, kredimiz vardı, çocuğumuz vardı. Risk büyüktü.

Ama içimde bir ses "Devam etme, değiş" diyordu. 1 ay düşündüm, sonra istifa ettim. İlk girişimim başarısız oldu. İkincisi de. Ama üçüncüsü... Üçüncüsü işte bu.

Ahmet: İlk iki girişimini anlatır mısın? Neden başarısız oldular?

Ali: İlk girişimim bir online giyim markasıydı. E-ticaret yeni yeni patlamaya başlıyordu. Çok heyecanlıydım. 100 bin lira sermayeyle başladım. Ürün aldım, site kurdum, reklam verdim. Ama ne yazık ki, işin e-ticaretini bilmiyordum. Ürün seçimi, stok yönetimi, lojistik, müşteri hizmetleri... Her şeyi öğrenmeye çalışırken sermaye eridi.

6 ay sonra battım. 100 bin lira zarar ettim. O dönem çok kötüydü. Eşim "Sana demedim mi?" demedi, ama gözlerindeki "Ne yapacağız şimdi?" ifadesi beni bitirdi. 3 ay evde oturdum, ne yapacağımı bilemedim.

Ahmet: İkinci girişimin neydi?

Ali: İkinci girişimim bir mobil uygulamaydı. O dönem herkes bir uygulama yapıyordu. "Gelir paylaşımı" modeli vardı, çok popülerdi. Bir yazılımcı arkadaşımla ortak olduk. O yazılımı yapacaktı, ben pazarlamayı yapacaktım.

6 ay uğraştık, uygulamayı çıkardık. Ama kimse kullanmadı. Reklam verdik, influencer'larla çalıştık, olmadı. Pazar ihtiyacı yoktu. Aslında çözdüğümüz bir problem yoktu, sadece "güzel bir fikir" vardı. Ama iş dünyasında güzel fikir yetmez, ihtiyaç olmalı.

  1. girişimim de 8 ay sonra battı. O zaman anladım ki, girişimcilik sadece cesaret değil, aynı zamanda bilgi, tecrübe ve en önemlisi sabır gerektiriyor.

Ahmet: İki başarısızlıktan sonra pes etmeyi düşündün mü? O süreci anlatır mısın?

Ali: Düşünmedim mi? Her gün düşündüm. Her sabah "Keşke istifa etmeseydim", "Keşke bankada kalsaydım" diyordum. Eşimle aram açıldı, tartışıyorduk. Arkadaşlarım "Biz demiştik" diyordu. Çok zor bir dönemdi.

Ama bir gün, oturdum, kendi kendime sordum: "Gerçekten ne yapmak istiyorsun?" O soruya verdiğim cevap, hayatımı değiştirdi: "Kahve seviyorum. İyi kahve yapmak istiyorum. İnsanlara iyi kahve içirmek istiyorum."

O gün karar verdim. Üçüncü girişimim kahve olacaktı. Ama bu sefer farklı olacaktı. Önce öğrenecektim, sonra yapacaktım.

Ahmet: Üçüncü girişimine nasıl hazırlandın? Farklı ne yaptın?

Ali: Bu sefer acele etmedim. Önce kahve üzerine araştırma yaptım. Türkiye'de kahve pazarı nasıl? Kimler var? Müşteriler ne istiyor? 3 ay sadece araştırma yaptım.

Sonra bir kahve atölyesinde 6 ay çalıştım. Evet, 35 yaşında, eski bankacı, 2 kez başarısız girişimci, bir kahve dükkanında çalıştı. Kahve çekirdeği nasıl kavrulur, espresso nasıl yapılır, süt nasıl köpürtülür, müşteri nasıl karşılanır... Her şeyi öğrendim.

Sonra küçük başladım. 30 metrekarelik bir dükkan açtım. 3 masa, 6 sandalye. Kendim çalışıyordum, eşim yardım ediyordu. İlk ay 500 TL kazandım. Ama mutluydum. Çünkü sonunda doğru şeyi yapıyordum.

Ahmet: Peki büyüme nasıl oldu? 5 yılda 20 mağazaya nasıl ulaştınız?

Ali: Büyüme, müşterilerimiz sayesinde oldu. İlk dükkanda herkese aynı kahveyi yapmıyordum. Müşterimi tanıyordum, ne sevdiğini biliyordum, ona göre kahve yapıyordum. Müşterilerim bunu hissetti. "Ali abi burada kahve içmek başka" dediler.

Sosyal medyada paylaştılar. İnstagram'da videolar çektik. Kahve yapımını anlattık, çekirdeklerimizi tanıttık. Kısa sürede ilgi arttı. İlk yılın sonunda 2. dükkanı açtık. 2. yılın sonunda 5. dükkanı. 5. yılın sonunda 20 mağaza.

Şimdi 150 kişi çalışıyor. Çekirdekleri direkt üreticiden alıyoruz, kendimiz kavuruyoruz. Yurt dışına ihracat yapıyoruz. Ama hâlâ her dükkanda aynı prensip geçerli: Müşterini tanı, ona iyi kahve yap, gülümse.

Ahmet: Girişimcilikte en büyük hatan neydi? O hatadan ne öğrendin?

Ali: En büyük hatam, acele etmek. İlk girişimimde işi bilmeden atladım. İkinci girişimimde pazar ihtiyacını analiz etmeden atladım. Her ikisinde de öğrenmek için zaman ayırmadım.

Oysa şimdi biliyorum ki, bir işe başlamadan önce öğrenmek, araştırmak, anlamak şart. Ne kadar çok öğrenirsen, riskin o kadar azalır. Ben iki kez ödedim bu dersi. Ama o iki başarısızlık olmasaydı, belki de bugün burada olmazdım.

Ahmet: Network marketing'te de sık duyulan bir konu var: "Başarısızlık korkusu". Sen başarısızlık korkusunu nasıl yendin?

Ali: Başarısızlık korkusunu yenmek, aslında başarısızlığı yeniden tanımlamaktan geçiyor. Ben başarısızlığı artık "son" olarak görmüyorum. Başarısızlık, bir "öğretmen". Ne kadar çok başarısız olursan, o kadar çok şey öğrenirsin. Tabii ki öğrenmeye açıksan.

İlk iki girişimimde başarısızlığı "son" sandım. Oysa şimdi anlıyorum ki, onlar sadece birer "durak"tı. Üçüncü girişimime kadar olan duraklar. Her başarısızlık bana bir şey öğretti. Onlar olmasaydı, belki de doğru yolu bulamazdım.

Network marketing'te de aynı: Her "hayır", seni bir "evet"e yaklaştırır. Her reddediliş, sana bir şey öğretir. Başarısızlık korkusuyla hareket edersen, zaten hiçbir şey yapamazsın. Korkuna rağmen adım atmak, işte cesaret budur.

Ahmet: Girişimcilikte aile desteği ne kadar önemli? Eşin bu süreçte nasıl destek oldu?

Ali: Aile desteği olmadan, ben bu işi başaramazdım. İlk iki başarısızlıkta eşim çok zorlandı. Ama bana "Yapamazsın" demedi. "Birlikte aşarız" dedi. Üçüncü girişimimde dükkanın temizliğini o yaptı, muhasebeyi o tuttu, müşterilerle o ilgilendi.

Şimdi eşim işin pazarlama kısmını yönetiyor. Birlikte çalışıyoruz. Birlikte büyüyoruz. Onun desteği olmasaydı, ben ilk başarısızlıkta pes ederdim.

Girişimcilik yapacaklara tavsiyem: Önce ailenizin desteğini alın. Onlarla konuşun, korkularınızı paylaşın, hayallerinizi paylaşın. Birlikte hareket edin. Yalnız yürünen yol, çabuk yorar.

Ahmet: Network marketing'te de sık duyulan "sosyal medya" konusu var. Sen sosyal medyayı nasıl kullanıyorsun? Markanı nasıl büyüttün?

Ali: Sosyal medya, bizim için çok önemli oldu. İlk dükkanda, müşterilerimiz geldi, kahve içti, fotoğraf çekti, paylaştı. Biz de onları paylaştık. "Müşterimizle birlikte büyüyoruz" dedik.

Sonra kendimiz içerik üretmeye başladık. Kahve yapımını anlattık, çekirdeklerimizi tanıttık, ekibimizi tanıttık. Samimi olmaya çalıştık. Kurumsal dil kullanmadık, insan gibi konuştuk.

Bugün Instagram'da 200 bin takipçimiz var. Ama takipçi sayısından çok, etkileşim önemli. Her gün onlarca mesaj geliyor, hepsine cevap veriyorum. Müşterilerimiz bizi sadece bir kahve markası olarak değil, bir arkadaş olarak görüyor.

Sosyal medyada samimiyet, her şeyden önemli. İnsanlar sahteliği hemen anlar. Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol.

Ahmet: Gelecekte hedeflerin neler? Nereye gitmek istiyorsun?

Ali: Hedefim, 10 yıl içinde 100 mağazaya ulaşmak. Ama asıl hedefim, Türk kahvesini dünyaya tanıtmak. Bizim çekirdeklerimiz dünyanın en iyilerinden. Ama biz hâlâ "Türk kahvesi" denince sadece cezvede pişen kahveyi anlıyoruz. Oysa bizim çok daha fazlasını yapacak potansiyelimiz var.

Ayrıca, genç girişimcilere destek olmak istiyorum. Kendi tecrübelerimi paylaşmak, onların hata yapmasını engellemek, doğru yolu bulmalarına yardımcı olmak. Çünkü ben o yolu yalnız yürüdüm, zor oldu. Ama artık yalnız yürümek zorunda değil kimse.

Ahmet: Son olarak, bu röportajı okuyanlara bir mesajın var mı?

Ali: Var. Şunu bilin: Ben de sizin gibiydim. Korkuyordum, tereddüt ediyordum, "Ya başaramazsam?" diyordum. Ama başardım. Peki nasıl?

1. Korkunuzla yüzleşin. Korkunuzu yok saymayın, onunla konuşun. "Merhaba korku, seni duyuyorum, ama şimdi işim var" deyin.

2. Öğrenin. Başlamadan önce öğrenin. Araştırın, sorun, deneyin. Ne kadar çok bilirseniz, riskiniz o kadar azalır.

3. Küçük başlayın. Dev düşünmeyin, küçük adımlarla başlayın. Her küçük başarı, sizi bir sonraki adıma taşır.

4. Pes etmeyin. İlk denemede olmaz, ikincide olmaz, belki üçüncüde olur. Ama pes ederseniz, hiçbir zaman olmaz.

5. İnsanları sevin. Müşterinizi tanıyın, onlara değer verin, onları dinleyin. İnsanları sevdiğinizde, iş zaten gelir.

Ve en önemlisi: Kendinize inanın. İnanın ki yapabilirsiniz. Ben yaptım, siz de yapabilirsiniz. Yeter ki başlayın, yeter ki devam edin.

🌟 Röportajdan Çıkarımlar

Ali'nin hikayesinden öğrendiklerimiz:

  1. Başarısızlık son değil, bir duraktır. İki kez başarısız olmak, üçüncüde başaramayacağın anlamına gelmez.
  2. Öğrenmek için zaman ayır. Acele etmeden, işi öğrenerek başla.
  3. Küçük başla, büyü. 30 metrekarelik dükkan, 20 mağazaya dönüşebilir.
  4. Müşterini tanı, ona değer ver. Samimiyet, en büyük pazarlama stratejisidir.
  5. Aile desteği çok önemli. Yalnız yürüme, birlikte yürü.
  6. Sosyal medyada samimi ol. Sahtelik anlaşılır, gerçeklik kalır.
  7. Korkuna rağmen adım at. Cesaret, korkusuzluk değil, korkuya rağmen harekettir.

Not: Bu röportaj serisinde bir sonraki konuğumuz kim olsun? Farklı sektörlerden, farklı hikayelerden, farklı başarı yollarından... Yorumlara yaz, birlikte karar verelim! 💬

Dipnot: Ali'ye bu samimi paylaşımları için teşekkür ederiz. Onun hikayesi, belki de şu an bir girişim düşünen birçok kişiye ilham olacak. Başarı, pes etmeyenlerin olur. 🚀

Bonus: Röportajdan Altın Sözler

  • "Başarısızlık, bir öğretmen. Ne kadar çok başarısız olursan, o kadar çok şey öğrenirsin."
  • "Korkuna rağmen adım atmak, işte cesaret budur."
  • "Müşterini tanı, ona iyi kahve yap, gülümse."
  • "Yalnız yürünen yol, çabuk yorar."
  • "Sosyal medyada samimiyet, her şeyden önemli."
  • "İnsanları sevdiğinizde, iş zaten gelir."
  • "Kendinize inanın. İnanın ki yapabilirsiniz."

Bu sözleri duvarına as, zor gününde oku, ilham al. 📜