Ahmet uzun
İkinci Planın Gücü: Neden En İyi Kararlar Hazırda Bekleyen Alternatiflerle Alınır?
Karar Anındaki Görünmez Kısıtlamalar Bir iş yemeğindesiniz. Karşınızdaki kişiyle aylardır beklediğiniz o anlaşmayı imzalamak üzeresiniz. Her şey mükemmel görünüyor, kalem elinizde, sözleşme masanın ortasında. Tam o anda, karşı tarafın tavrında ince bir değişiklik fark ediyorsunuz. Bir şart öne sürüyorlar; sizin için kabul edilemez, ancak masadan kalkarsanız tüm emeğinizin boşa gideceğini
Görünmeyen Gölgeler: Neden Çözülemeyen Sorunlar Aslında Birer İhtiyaçtır?
Sorunlarınızın Aslında 'Evcil' Olduğunu Fark Ettiniz mi? Yıllardır aynı iş yerinde aynı yöneticiyle çatışan bir tanıdığım vardı. Her pazar akşamı o pazartesi sabahı yaşayacağı gerilimi düşünür, bana saatlerce nasıl haklı olduğunu anlatırdı. Bir gün ona, bu işten istifa etmesi için gereken tüm fırsatları ve yetkinlikleri hatırlattım. Hiçbir şey
Görünmez Bağlılık: Neden İnsanlar Değer Verdiğiniz Şeylere Değil, Gösterdiğiniz Çaba Kadar Değer Veriyor?
Bir akşam yemeği için saatlerce mutfakta uğraştığınızı, en kaliteli malzemeleri seçtiğinizi ve sofrayı bir sanat eseri gibi donattığınızı hayal edin. Misafirleriniz geliyor, yemeği dakikalar içinde tüketiyor ve teşekkür edip kalkıyorlar. Ancak birkaç hafta sonra, sıradan bir marketten aldığınız ve beş dakikada hazırladığınız bir atıştırmalık sırasında, bir misafiriniz 'O günkü
Görünmez Bagaj: İnsanları Neden Geçmişin Hatalarıyla Değil, Kendi Korkularımızla Yargılıyoruz?
Geçmişin Gölgesinde İnsan Okumak Geçtiğimiz günlerde eski bir çalışma arkadaşımla kahve içiyordum. Sohbet bir noktada ortak tanıdığımız bir isme, yıllar önce güvenimizi sarsan o kişiye geldi. Arkadaşım, o kişinin bugün yaptığı başarılı bir girişimi anlatırken bile sesi titriyor, 'Kesin yine bir çıkarı vardır' diye cümlesini bitiriyordu. Oysa o
Görünmez Beklentiler: Neden En Yakınlarınız Sizi Anlamıyor ve Bu Bir Başarısızlık mı?
Geçen hafta eski bir dostumla kahve içerken, bana uzun süredir üzerinde çalıştığı projesinden bahsetti. Gözlerinde o tutkulu parıltı vardı. Konuşmasını bitirdiğinde ise tek bir cümleyle karşılık verdim: 'Peki, bunun risklerini gerçekten göze aldın mı?' O an masadaki hava bir anda soğudu. Ben ona 'doğruları' söylediğimi sanırken,
İnsanlar Neden En Haklı Olduğunuzda Bile Sizi Duymaz?
Bir akşam yemeğinde, masadaki en bilgili kişi olduğunuzu biliyorsunuz. Konu üzerine yıllarca çalışmış, verileri toplamış ve çözüm yolunu en ince detayına kadar kurgulamışsınız. Ancak tam cümleye başladığınız anda, odadaki bir başkası daha düşük bir ses tonuyla, daha az teknik ama daha 'hikâye odaklı' bir yorum yapıyor ve tüm
İnsanlar Mantığı Değil, Kendi Hikâyelerini Satın Alır?
Bir akşamüstü, şehrin en işlek caddelerinden birindeki küçük bir kahve dükkanında oturan iki arkadaşı izliyordum. Biri, elindeki pahalı akıllı saatin teknik özelliklerini ve sağladığı verimlilik istatistiklerini büyük bir heyecanla anlatıyordu. Diğeri ise sadece boş gözlerle bakıyor, arada bir onaylar gibi başını sallıyordu. Birkaç dakika sonra, o hiç ilgilenmeyen arkadaş, masada
Görünmez Otorite: Neden Bilgiye Değil, İletişimdeki Tınıya İnanıyoruz?
Geçen hafta bir iş toplantısında, alanında dünyaca ünlü bir uzmanın sunumunu izliyordum. Adamın teknik bilgisi kusursuzdu, veriler sarsılmazdı. Ancak odadaki herkes, sunumun yarısında telefonuna bakmaya başladı. Aynı gün, daha az teknik bilgiye sahip ancak konuşurken sesindeki titreşimi, duraksamalarını ve göz temasındaki 'o' yoğunluğu ustaca kullanan genç bir girişimcinin
Görünmez Bir Çıpa: Neden Geçmişin Başarıları Bugünün Ayaklarına Pranga Vuruyor?
Yıllar önce bir toplantı odasında, sektörün en başarılı isimlerinden biriyle oturuyordum. Masadaki herkes ondan bir 'zafer hikâyesi' anlatmasını beklerken, o aniden durdu ve dedi ki: 'En büyük başarım, on yıl önce kapattığım o devasa anlaşmaydı. Ama aynı zamanda kariyerimin en büyük laneti de o oldu.' O
Neden Mükemmel Cümleler Bağ Kurmayı Engeller?
Kusursuzluğun Soğuk Duvarları Bir akşamüstü, şehrin en iyi kahvecilerinden birinde bir görüşmeye şahit oldum. Bir tarafta, üzerine saatlerce çalışılmış, her kelimesi törpülenmiş bir satış sunumu yapan genç bir profesyonel vardı. Diğer tarafta ise sadece dinleyen, hafifçe arkasına yaslanmış, bazen kahvesini karıştırırken tabağa hafifçe çarpan, biraz da dalgın bir müşteri. Genç
Sadakatin Ekonomisi: İnsanları Sadece Satın mı Alıyoruz, Yoksa İnşa mı Ediyoruz?
Bir Veda Kahvesinin Ardındaki Büyük Kayıp Bundan birkaç yıl önce, network marketing sektöründe uzun süredir çalıştığım bir ekip lideriyle bir kafede oturuyorduk. Masanın üzerinde yarım bırakılmış bir kahve ve gözlerinde o tanıdık, yorgun ifade vardı. Bana, "Ahmet, yıllardır bu insanlara yatırım yaptım, hepsine sistem öğrettim, satış tekniklerini ezberlettim ama
İnsanları Biriktirmek mi, Dönüştürmek mi?
Bir Bahçıvanın Sessiz Sabrı Yıllar önce, profesyonel kariyerimin henüz başlarındayken, bölgenin en başarılı ağ kurucularından biriyle tanışmıştım. Ofisinde yüzlerce dosyadan oluşan, adeta bir kütüphaneyi andıran bir arşiv sistemi vardı. Her dosyanın içinde o kişiye dair notlar, doğum günleri, çocuklarının isimleri ve hatta en son hangi konuda tereddüt ettiklerine dair detaylar
Disiplinli iletişim, stratejik pazarlama ve kişisel marka üzerine uygulanabilir içerikler. İletişimde güçlenmek, pazarlamada fark yaratmak isteyenler için net rehber.